Engüzel bayram hediyesi…

Standard

En güzel bayram hediyesi…

Çocukluğumda etrafımızdaki çoğu evde bir bayramlık kıyafet telaşı olur du. Bu bizde hiç olmadı. Biz istemeyi bildik babam ve annem yerine getirebildi.Halen bu gelenek devam eder çocuklarımızda da yoktur bualışkanlık

Bu bayram da bir dilek diledim seni çok özledim diye…

Bir çay bahçesindeyiz,sanırım Susanoğlu.Annem babam dışında en sevdiğim büyüğüm olan ,halam.Annem gibi severim,babam halam ve ben çok benzeriz birbirimize,benim küçüklüğümdeki adımdır, küçük ilhan.Bu yüzdendir Tanzer aileye ilk halamla tanışarak girmiştir.

Yemyeşil bir ovanın üstünden uçarak indik düzlüğe Aynur ve Aycan ile. Yürüdük az biraz ayrı ayrı. Üstü açık bir araba içinde babam var yol kenarında,okadar gençk ki şaşırıyorum.gülümsüyorum,geçiyorum yanında arkama baka baka.

Ahşap bir masa, üstünde çiçekli bir plastik masa örtüsü üstunde bana çay hazırlıyor halam. Halamda genç sonra bakıyorum bende,Aynur’da, Aycan’da…Anladım ki güzel günlerdeyiz,hepimiz beraberiz ve hiç kimse ölmemişken…

Yine beni kırmadın ve bana geldiğin için sana teşekkür ederim babacımmm.Umarım İlhoş’umda gorünmüştür,kuzucuklarına…

Bu gün bayram ellerinden öpüyorum.Ve seni çok özlüyorum ama tarifsiz…

Sevgili arkadaşım Görkemin dediği gibi,bir gun karşı kıyıda görüsmek üzere diyorum…

Şimdi yanınızdakı yamacınızdaki tüm sevdiklerinize sıkı sıkı sarılın.
Hayat kısa ölüm ani.Bugün bayram kötülüklerin unutulduğu,barışma zamanı,

Bilmeden kırdığım dostlarım var ise affola,iyiki varsınız,mutlu bayramlar…

Soya filizinin nimeti

Standard

Ben 72 Adana doğumluyum.Annem ve babam Mersinin güzel kasabalarından birinden Silifke’den gelme ve sülale genelde halen burada yerleşik durumda.

Bugünkü konu erkek tarafı,yani canım babamın sülalesine ait,

Babaannemlerin hem kasabanın içinde (kışlık) ,hemde dışında (yazlık) evleri mevcuttu çocukluğumda. Kışlık gerçekten kışlık,yazlıkta gerçekten yazlık.

Nasıl mı ;
Kaçınızın sadece tabanı,tavanı ve köşelerdeki 4 sütunu beton olan ve duvar yerine etrafı o dönemlerde sadece plastik yeşil sineklik olarak kullanılan tel ile çevrili ev görmüşlüğünüz var merak ederim.
Tabiki bizim sülaleden değilseniz sanırım sıfır 🙂

Bahsettiğim hali ile hemen hemen istisnasız tüm yaz tatillerinin tamamını burada tek göz odada 1 amcamgiller, 3 halamgiller ve biz,tabi babane ve dede ile mutlu mesut geçirirdik.

-sabah kör karanlık kalkan anneler saçta ekmek atar,sıkma yapar,
-kurumuş acı zeytin,küflü peynir ve pekmezle kahvaltı yapılır,
-bahçeyi sulamaya çıkan dede ve işçilerin peşinde minik küreklerle çamura batılır,
-Evin önündeki ceviz ağacının koca gövdesi etrafında sulama suyunun arkından çalınan suyla çamurdan koltuk takımı yapılırak evcilik oynanır,
-çamur evin halıları ağaçtaki yeşil kadife yosunlardan yapılır,
-evin dışında olan ve neredeyse bahçelerin içinde yer alan tuvalete fener ışığında 3-5 kişi toplanır gidilir,korkudan ne yaptığını /yapacağını 🙂 bilemeden çıkılır,
-Pudra kıvamındaki toprakta sert sert adımlar atılır,pudra gibi puuuuf diyen toprak yüzüne kadar seni toza bular,
-çamaşır iplerine konan muhteşem renkli yusufçukları kanatlarından yakalama yarışı yapılır,
-Uzaktan havaya kalkan tozdan anlaşılır önce dedemin gelişi, at arabası sesi duyulunca uzaktan ona doğru koşulur pudra yollarda,
-evin damına serili mısır koçanlarından kuşlar kovalanır nöbetleşe,bu işin en keyifli yanı dama sarkan kocaman incir ağaçlarından çatlayana kadar yemektir balı akan incirleri,
-akşamüstü elde sepetlerle yemiş(incir) toplamaya ve yürüyüşe çıkılır,
-Sepet sepet toplanan meyveler tulumbada sudan geçirilir,kocaman siniye dökülür,yemek sofrasına gelene kadar tırtıklanır.
-Tulumbanın ağzında bekleyen bal arıları eşliğinde neredeyse yıkanılır ve sivrisinek hışmından korunmak için tel eve sığınılır.
-o bölgede elektrik olmadığı için akü ile çalışırdı televizyonlar, akşam ajans başlardı,bazen maçlarda biterse akü hemen arabaya bağlanır kaporta üstünde seyredilirdi zevkle cümbür cemaat,
-Sülale Beşiktaşlı olunca keyfin ve ya üzüntünün dibine vurulurdu tabiri caizse,
-Hasan abim (sevgili ilhoş halamın biricik oğlu,sülalenin bitanesi) yataklara düşerdi takım yenilince ateşlenir hastalık geçirirdi.Şimdilerde Kayhoş var müridi benim ilk göz ağrısı böcüğüm,

Yolu “Alan” dan geçen herkesin çok güzel anıları vardır burada. Yazı bir soya filizi ile başladı ama ona hiç gelemedi gördüğünüz gibi.

Neyse kısacık anlatayım hemen. Bağ ve bahçerde o dönem yer fıstığı ekilirdi.En sevdiğimdir.Hiç topraktan çıkışına şahit olanınız varmı bilmem. Yoncamsım görüntüye sahip olan bir avuç yeşilliktir toprak üstü,altında hazinesi ile .Kumlu topraktan tutar çekersin fıstığı,saçak saçaktır altı,her saçakta bir fıstık,kimi firik henüz olmamış sütlü sütlü,kimi kabuklanmış tazecik, topraktan bir çıkış kokusu birde firikleri ağzına attığnda bıraktığı tadı vardır .İşte bu tat “soya filizi” gibidir 🙂

Salata da kullandığım her vakit o günlerin özlemi ile yanar yüreğim,içim acır,gözümden akar gülümseyerek iki damla yaş,

Özlerim o günleri sülalenin her ferdi gibi,
Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı şarkının sözleri buraya yakışır işte.

Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,

Eskidendi,eskidendi çooooookkkk eskiden.

Hesap zamanı

Standard

85,6-65,0=20,6
13.02.2012
Süre başladı 🙂
Hedef 65,0

Evet cümle aleme ilan ediyorum 😦
Anladımki malesef hesap vermeliyim.Ben bu işi kendi başıma yapamıyorum 🙂
Onca işin ve hayatın üstesinden gelipte bir zalim diyete yenilmek zoruna gidiyor insan evladının 😦

Başlangıç budur.
Hedef bellidir.
Hesap verilecektir.

Haftalık hesaplaşmada görüşmek üzere…

Arabadaki fıstık kokusu

Standard

Arabadaki fıstık kokusu 🙂

80 li yıllarda ilk arabamızı almıştık beyaz bir Murat 131 🙂

O dönemlerde hemen hemen her hafta sonu yapılan Silifke yolculukları bizi hem mutlu hem mutsuz ederdi.

Mutluyduk;arabada yolculuk arka koltuktaki üç kız çocuk için keyifliydi.Gidiş yolu güzeldi,Silifke özgürlüktü bizim için ,helede bu yolculuklar yaz ayında ise…

İki günlük hafta sonu gezisi bitip dönüş yoluna geçildiğinde hüzün başlardı bizim için. Pazar akşamüstüsü başlayan yolcuklukta;

halen burnumdadır,babamın hemen hemen her ceketinin içinde elini attığın vakit bulabileceğin kavrulmuş yer fıstığı kokusu 🙂

Market zincirlerinin bulunmadığı, herşeyin kendi yerinde satıldığı o dönemlerde gidiş gelişte Alataya uğrayarak alınan turunç reçeli,

O vakiterde dar ve tek şerit olan yollarda yaşanan bekleme molalarında yol kenarındaki bahçelerden taze taze koparılan mısırların haşlanmış hali,

Mersinde halam ve amcamlara yapılan küçük molalarla akşamı bulan pazar günü yolculuğu,Tarsusa ugrayarak alınan (hala dururmu bilmem ama ) mis gibi susam kokulu yuvarlak taze bisküvilerin kokusu ile devam ederdi bir dönem Ceyhan’a bir dönem Adana’ya arabanın her yanını sararak,

Birde o dönem yolculuğun vazgeçilmezidir hepimizde fondaki maç haberleri,Yaklaşık dört saat süren yolculuk bu maç ve yorumları ile buram buram fıstık kokusu eşliğinde sonlanırdı.

Eve varıldığında ;

annem tarafından yaptırılan banyo macerasında cildi ve saçları çitilenmekten kızarıp,arapsaçına dönen Aylin,Aynur ve Aycan yataklarının üstüne paşabahçe bardakları gibi oturtulur,

Sarıldığımız havlulardan çıkan buharlar tukenince,sesi dünyalara yeten ancak sıcağa birtürlü kavuşamayan o yılların kurutma makinasında sevgili annemin elleri uyuşurdu da eminim ama bişey çaktırmazdı bize 🙂

Öpücükler alınır sokak lambasının altında olan odada uykuya dalardık…

O dönemlerde hayat bize güzelmiş,bilememişiz,çocukmu kalsaymışız
nedir 🙂

Sevgili cancan’ın doğumgünü

Standard

Sevgili cancan,

Yani Aycan, ki bizim için cancan 🙂

Bugün onun doğumgünüsü ama yaş kaç söyleyemem 🙂
Benim güzel kızım,kara prensesim…

Aycan doğduğunda Ceyhan da idik…Doğumunun yaklaştığı dönemlerde sık sık elektrik kesilirdi hatırlarım.Sobanın etrafında oturup adını ne koyalım diye düşünür,herkes ismi bir kağıda yazar tombala gibi çekiliş yapardık. Akşam eğlencemizdi bi dönem ona isim bulmak.

Aylin,Aynur,Aycan.Üçlü tamamlandı.Ve doğrusu bulundu :)İçi dışı ay gibi parlayan anlamına geldiği yazılır bence de doğrudur. Dışı kadar içide güzeldir kuzumun.

Hiç bir zaman üzülmedi babam bilirim üç kızı olduğuna 🙂 canından çok severdi bilirim,dağ gibide üç oğlu oldu şimdilerde…

Güzel kızım benim,iyi doğdun,iyiki Berfin cinconunu doğurdun…İkinci cinconu da bekliyoruztabi hasretle…

iyiki varsın bitanem.Mutlu yılların olsun,herşeyin gönlünce olduğu,sağlıklı bir ömrün olsun,hepbirlikte…

Tanrı seni ve sevdiklerini korusun 🙂